“Dinini değiştireni öldürünüz” Hadisinin Değerlendirilmesi

“Dinini değiştireni öldürünüz'' Hadisinin Değerlendirilmesi“Dinini değiştireni öldürünüz.” (Malik, Muvatta, Akdiye, 15; Tirmizî, Diyât, 10)Heysemî, burada Ebu Hureyre’den nakledilen hadîsin isnadının hasen; Hz. Aişe’den nakledilen hadîsin isnadının ise zayıf olduğunu kaydetmiştir. (Bk. Mecmeu’z-zevâid, Beyrut, ts. VI, 261; Hakim en-Neysaburî, el-Müstedrek, II, 620 Hakim, burada İbn Abbas’tan nakledilen rivayetin Buharî şartına göre sahih olduğunu belirtmiş, Zehebî de ona muvafakat etmiştir.)

İlk bakışta bu hadisin “Dinde zorlama yoktur” ilkesine aykırı olduğu op rülmektedir. Acaba bu hadiste ne kasedilmektedir? Sırf beğenmediği, aklın yatmadığı için İslam’dan çıkmayı isteyip köşesine çekilenlere bu irtidat ce zası uygulanacak mıdır? Yoksa bu ceza İslam’dan çıkmayı siyasî bir hesap ile yapıp mevcut meşru yönetime karşı organize işlere bulaşanlara mı; yahut bir komplo olarak İslam’dan çıkmayı hatta tekrar girip tekrar çıkmayı ayette belirtildiği gibi müslümanların imanını zaafa uğratmak gayesiyle yapanlara mı uygulanacaktır?

Ayrıca “Dinini değiştireni öldürünüz” hadîsi “Müslüman bir kimsenin kanı ancak üç şeyden dolayı helal olur: Evli iken zinadan, adam öldürmekten ve dinini terkedip cemaatten ayrılandan”(Buhari,Diyat,6) hadîsiyle birlikte düşünülmelidir. Dikkat edilirse burada sırf din değiştirmeye değil, cemaatten ayrılmaya vurgu yapılması dikkat çekicidir. Cemaat olgusu ise burada sırf dinî bir olgu değildir. Sosyal ve siyasî bir olgudur. İslam toplumunu, İslam toplumunun birliğini ve bütünlüğünü ifade etmektedir. Dolayısıyla sırf öyle inandığı için, kendi kö­şesine çekilip organize işler içine girilmediği müddetçe din değiştirene irtidat hükmü uygulanmaz.

Bu konuyu ele alan Ahmed Ebu Süleyman’ın yaklaşımı din değiştirme me­selesinin zaman-mekan boyutunu açıklar mahiyettedir. Şöyle der: “İrtidat konu­sunun zaman-mekan unsuru, bazı yahudi grupların irtidat taktiğini (yani önce müslüman olmuş görünüp sonra onu topluca terketme) kullanarak genç müs- lüman cemaat arasında anarşi ve zihin karışıklığına sebep olmayı amaçladıklan bir komployla ilgilidir. Bu komplo ile umulan sonuçların Kur’an’da anlatıldığı ayetler kayda değerdir: ‘Kitap ehlinden bazıları şöyle dedi: İnananlara indirilene günün başında inanın. Sonunda inkar edin ki, belki dönerler…’. (Al-i İmran, 72) İrtidat konusunda ilk İslâmî tavır, gördüğümüz gibi din ve vicdan özgürlüğünü değil, müslümanlaştırma siyasetini bedevi kabilelere uygulamayı ve komployu boşa çıkarmayı hedef alıyordu… Geleneksel İslam siyasî düşüncesindeki inanç özgürlüğüne ilişkin kavram karışıklığı, Hz. Peygamber’in vahşi Arap kabileleri­ni müslümanlaştırma siyasetinin ardındaki esas sebepleri İslam düşünürlerinin anlamamalarından ortaya çıkmıştır. Bu düşünürler olayın cezaî yönünü ve Hz. Peygamber irtidatı kınadığında ilk müslümanların karsı karşıya bulundukları gü­venlik ihtiyacını farkedememişlerdir… İlk halife Hz. Ebu Bekir’e karşı başlatılan irtidat savaşının bir din ve vicdan özgürlüğü uygulaması ile alakası yoktu. Olay

kısıtlamalar getiren siyasi ve sosyal otoriteye karsı her zamanki bedevi tepkisin­den ibaretti. Bu, Hz. Ebu Bekir hükümetine zekat ödemeyerek Arabistan’ın yeni merkezî siyasî otoritesine karşı bir ayaklanmaydı.”

Yavuz Köktaş-Günümüz Hadis Tartışmaları

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*