Dil Bilgini ile Gemicinin Hikayesi:Gülşehri

Bir dil bilgini, denizde hiç tehlike ve bela olacağını düşünmeden gelip gemiye oturdu.

Gemici gemiyi sefere hazırlamak için çalışır ve yelken direklerini aşağı yukarı kaldırıp indirirdi.

Bazen denizde bazen de gemide olurdu; zaten gemicinin başka işi mi olur.

Gemici bir gece yelken açmış ve dil bilgininin karşısında oturmuştu.

Dil bilgini gemiciye dönüp: “Ey aziz! Cümle içinde sözü ayırabilir misin?

Canının ve teninin hüner kazanması için hiç dil bilgisi okudun mu?

Bir kelimenin sonunun nasıl ötre okunduğunu, üstün ve esre okumayı bilir; Fatiha suresinin harekelerini yapabilir misin?” dedi.

Gemici cevabında; “Ben bu zor işte hiç fikir yürütüp, yorulmadım” deyin­ce; dil bilgini; “Öyle ise ömrünün yarısını boşa geçmiş bil.

Dil bilgisi okumadınsa ey arkadaş, gerçekten ömrünün yarısı boşu boşu­na geçmiş” der.

Bu söz gemiciye ağır geldi, çok dokundu; fakat o zaman cevap vermedi.

Kim hatadan doğruyu anladı ise, her suale vaktinde cevap vermelidir.

Gemi ansızın bir girdaba düşünce; gemici dil âlimine; “Ey falan!

Hiç suya düşeceğini aklından geçirdin de denizde yüzmeyi öğrendin mi?” diye sordu.

“Benim deniz içine gireceğim hiç aklıma gelmediğinden ve bunu hiç dü­şünmediğimden yüzmeyi öğrenmedim.

Her türlü ilim, hikmet bende var, ama yüzmeye gelince, o da senin mes­leğin.”

Gemici, o zaman dil bilginine; “Ey arkadaş işte şimdi bütün ömrün yok oldu” der.

Yüzücü suda el ayak vurup gidecek, fakat yüzemeyenin hayatı yok olacak.

Sen gemiciye, “dil bilgini misin?” diye sorma da; gemiye, “Denizi yüzüp tüketebilir misin?” diye sor.

İnsan yüzmekle denizden kurtulur, değilse dil bilgisi ile nasıl iş görebilir?

Denizde lâzım olan şey yüzmektir; kelimelerle uğraşmak orada yol almak için lüzumsuzdur.

Yüzücüler dil bilgisini burada yok farz ederler; sen yüzücü isen çekin­meden suya gir.

Yüzemezsen ölecek ve bütün iddialarından ve benliğinden kurtulacaksın.

Su alttan ölünün başına doğru vurunca; diri kişi denizden nasıl can kur­tarsın?

Bu hal öyle gramerle falan anlaşılmaz; bu güçlüğün içinden ancak yüze­rek çıkarsın.

Bu hastalık dil bilgisi ile bir yerde bulunmaz; bu iş de yalnız, bilgi ile olmaz.

Dil bilgini, hiç denizde sana yardım edebilir mi? O zaman ölürsün ve iş bitmiş olur.

Asıl bilim, insanı Tanrı’ya götüren ilimdir, bilgisizlik ise seni başka yol­lara çeker.

Sana fayda vermeyen, seni doğruya çekemeyen, bakırını altın yapama­yan ilime ilim deme.

Gülşehrî, hem dil bilgisini, hem de yazıların hangi harekeye göre oku­nacağını gayet iyi bilir; ancak denize girince bütün bunları bir yana bırakır.

O her türlü şeyin öğürünü, cinsini, çözümünü, kelimelerin birbirlerine bağlanışını çok iyi bildiği hâlde, daha kendini anlamadı.

Ey gönlünde şüpheye yer vermeyen dost! Fıkhın fıkha, cümlenin cümle­ye, çekimin çekime göre yapılıp bilinmesi, aşıla kavuşmak içindir.

Gülşehri 2007, “Dil Bilgini ile Gemicinin Hikâyesi”, Mantiku’t-Tayr (Gülşen-nâme), çev. Kemal Yavuz, Ankara: Kırşehir Valiliği Yayını, C. I, s. 308-313.

Alev Alatlı – Bize Yön Veren Metinler,cild:2

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*