Büyük Zaferler

Sosyal bir ruh kazanmış cemiyette, hürriyet herkes içindir, kimsenin lütfü değil, Allahın yaradılışımızda gösterdiği hikmettir, hakkın sevgisidir, doymak bilmez insanların, doymıyan arzularının serbestliği değildir, rengini,kokusunu güzelliğini herkesin duyup görebileceği, herkesin bakıp ruhuna basabileceği, ama hiç kimsenin tahakkümüne alamıyacağı, hakları verdiği ve ancak ulu devletin koruyabileceği bir nimettir. Bu hürriyetin sınırlarını hak tayin eder. Viyana seferi dönüşünde, bağdaki asmalarından kopardıkları üzümlerin bedellerini, bir kese içinde, asmaların dalına asan asker hür değil miydi? Sabahın erken saatlerinde dükkânını açıp ilk müşterisine satış yaptıktan sonra, gelen ikinci müşterisini henüz siftah etmeyen komşusuna gönderen esnaf hür değil miydi?

Zaferi sadece ganimette, aşkı bedende, hizmeti menfaatle aramıyan bu ruh, pek mütevazi bir şekilde, hakka ve halka hizmette sükûn buluyordu. Bu ruh, çorak tepelerde, sürüsünün bekçisi ve tabiatın yoldaşı olan çobanı derviş, zaferlerinin sayısı pek kabarık hükümdarı adaletin sembolü yaparken, kâinat bayanda insanın hiçliğini ihtar ediyor. İsimsiz pekçok kahraman yetiştireli, sadece Allah için veren, onun için hizmet eden büyük bir millette sevgi, merhamet ve adalet bayraklarının, hak rüzgarları içinde dalgalanması cemaat ruhunun, en güzel şekliyle görünüşünden başka bir şey değildir. Bu ruhta, bu cemiyette insanların hakları pek yücedir, herşey Allah içindir.

Güzel ahlâk, üstün fezâet, doyulmıyan sevgi ve adaletin otoritesi ile kazanılan büyük şahsiyetler vardır. Mevkiler gayesi hizmet olduğu için birbirinden pek farklı değildir. Her vazife güzel ve mukaddestir.

Cemaat ruhunda yeşermiş büyük zaferler, büyük aşklar, erişilmez adalet ancak bunların fiilen birer ibadet haline gelmesiyle anlaşılabilir ve milli ruhun temelleri olabilirler. Aksi takdirde cemaatın unutkan dimağı süfli değerlerin neşvünema bulmasını sağlar. İnsan iradesinin hakkı ariyan mefhumlarına ise ancak ulu devletin kapısından girilerek varılır. O kapıda mihrabın önündeki gibi ruhumuzla secde etmenin ve dâvanın en çılgın bir neferi ortaya atılmanın tam zamanıdır.

 

Nurettin Topçu,Yarınki Türkiye

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*