Bülbül/Andelîb/Hezâr

En meşhur ötücü kuş olan bülbül için ‘Dünyada hiçbir müzik aleti yoktur ki, sukuşun ağzından çıktığı kadar güzel ses çıkarsın.’ denmiştir.

Sesinin güzelliğiyle ünlü bu ötücü kuş, tan yeri ağarırken öter. Ötüşü armoni ve ses zenginliği bakımından eşsizdir.

Boyu 16 cm olan bülbüller kül renginde olur. Bülbüllerin uçuşları dengesizdir. Bülbüller, aydınlık ormanlarda, korularda, hatta büyük park ve bahçelerde bulunur. Daha çok bitkilerle beslenir

Güzel ve yanık ötüşüyle tanınan bu kuş devr-i gül diye de tabir edilen bahar mevsiminde (veya nevruzda) görülür. Gülşende veya çemenlikte kurduğu yuvasını sık dallı ve yapraklı ağaç dallarına, çokça gül ocakları içine yapar çünkü böyle yerlerdeki yuvalara yılanlar çıkamazlar. Yılan, kuş yavrularının etine haristir. Başka ağaçlara yapılmış yuvalara yılanlar, ağaca sarılarak kolayca çıkar

Eşleşmiş olan yaşlı bülbül, ne kadar iyi bakılırsa bakılsın, kafeste yaşayamaz, ölür. Eşleşmeden önce yakalanan genç bülbül kafeste beslenebilir. Bülbüller havalar ısınmaya, güller açmaya başladığı zaman çiftleşirler. Dişisi yumurtadan kalkıncaya kadar yalnız kalan erkek ekseriya gün batarken başlayıp gece yarısından sonralara kadar öter.

Bülbül, Türk ve İran edebiyatlarında başta âşık oluşu ve sesinin güzelliği olmak üzere çeşitli özellikleri sebebiyle adı en çok geçen kuştur. Aslı Farsça olan bülbül kelimesi sonradan Arapçaya da girmiştir. Türkçesi sanalvaç olan bülbülün Arapçası andelîb, Farsçası hezâr ve cemileri anâdil ile

Hezârândır. Bülbül için andelîb ve hezârdan başka sesinin güzelliği dolayısıyla, hoş-hân (güzel okuyan), hoş-gû (güzel söyleyen), hoş-âheng (güzel sesli) kelimeleri de kullanılır. Bunların yanında zend-hân (güzel sesli kuş), zendvâf, zendbâf, zendlâf (bülbül), mürg-i bâg (bahçe kuşu), mürg-i çemen (çimen kuşu), şeb-hân (gece ötenkuş), mürg-i seb-hîz (gece uyanık duran kuş), hezâr-âvâz (bin bir sesli) gûyâ-yı çemen gibi kelime ve terkipler de bülbülü ifade eder.

Ayrıca belâbil kelimesi, bülbüller ve tasalar, kuruntular, vesveseler anlamına gelerek cinaslı kafiye oluşturur.

Bütün dünya folklor ve edebiyatlarında geniş bir yer tutan bülbül motifinin özellikle Doğu edebiyatlarında önemli bir yeri vardır Bu motif divan edebiyatında her şair tarafından, sık sık kullanılır; halk şairi, bülbülü, daha serbest bir muhayyile ve hassasiyetle işlediği hâlde, divan şairi, onu, daima aynı kadro dâhilinde ele almıştır; yani bu edebiyatta, diğer unsurlar gibi, bülbül de bir mazmundur. Bu mazmuna göre, divan edebiyatında da klasik Doğu edebiyatlarında olduğu gibi, gülün sevgili olarak düşünülmesi ile bülbül âşığı sembolize eder ve kendisine daima naz ve cefa eden güle âşıktır. Terennümü ya güle aşkını ilan veya ıstırabını ifade içindir.

Bu durumuyla aşığa çok benzeyen bülbül, şakıyışlarıyla ağlayıp inleyen, durmadan sevgilisinin güzelliklerini anlatan ve ona aşk sözleri arz eden bir âşığın timsalidir. Onun güzel sesi de aşığın güzel sözleri, şiirleridir. Nasıl bülbül gülsüz olamazsa, âşık da maşuksuz olamaz. Gülün dikenleri nasıl bülbülün ciğerini delerse, sevgilinin eziyetleri de aşığın bağrını deler. Yani bülbül teşhis yoluyla âşığın bütün özelliklerini havidir. Âşığın bülbüle tesbihi ise sevgilinin veya yüzünün güle, dudağının goncaya, bulunduğu yerin gülşene (gül bahçesi) tesbihi cihetiyledir. Bülbülün gülşendeki ötüşü âşığın ahına benzetilmiştir.

Gül (sevgili), bülbüle (âşık) daima cefa ettiğinden bülbül sabahlara kadar uyuyamaz. Edebiyatımızda bülbül daima gül ile birlikte zikredildiği için eski şairlerimiz nerede bir gül görseler, mevsime bakmadan, derhal bir bülbül tahayyül ederlermiş. Bülbülden ayrı düşünülemeyen gül ise çiçeklerin en makbulü ve hoş kokulusudur ve sayısız nevi vardır. Bülbül seher vaktinde gülü karşısına alarak öter. Gül, onun için yaprakları yeni açılmış bir kitaptır. Âdeta bülbül o kitabı okur. Bazen gül yaprağından bazen de mushaftan ayetler yahut Gülistân’dan beyitler okuyan bülbülün bütün neşesi gül ile kaimdir. Gülden ayrı olunca inleyişler içinde kalır. Gülü görünce ise mest olur. Her zaman niyaz durumunda yalvaran bülbülün karşısında gül daima naz içindedir.

Kuşların yaşadıkları yerler farklı farklıdır. Karganın leşi, baykuşun viraneyi sevdigi gibi bülbül de gülzârı sever. Bağda, bahçede, çiçekler arasında dolaşsa da bülbül daha ziyade gül dalları ve yaprakları arasında görülür. Bülbülün tahtgâh, mahfil, sâyeban, sâgar, keşkül adlarını alan yuvası da buradadır. Gül-bülbül beraberliği, gülün rengi itibariyle ateşi çağrıştırdığından çeşitli tasavvurlar oluşturur.

Bu yazı Kübra Eskigün – Klasik Türk Şiirinde Efsanevi Kuşlar adlı yüksek lisans tezinden alınmıştır..

Gül Hz. Mûsa aleyhisselâma Tur dağında görünen ‘ateş-i Mûsâ’ya benzetildiğinde, bülbül Hz. Mûsa’nın ‘kelim’ sıfatı ile karşımıza çıkar. Güzel sesinden dolayı bülbül ile Hz. Davut aleyhisselâm arasında da ilgi kurulur. Ayrıca gül camiye, servi minareye, bülbül ise Kur’an-ı Kerim okuyan kişiye benzetilir.

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir