Bilgelerden Hikmetli Sözler

bilgeler

Galen şöyle demiştir: Bildiği şey üzerinde düşünmeyen kişinin bilgisi ve sahip olduğu aklı kullanmayan kişinin aklı işe yaramaz.

———————

Kendini beğenmek (ucb) kişinin kendisinin gerçekte olmadığı, ama ol­mayı istediği bir hâlde olduğunu sanmasıdır.

———————

Putarkhos şöyle dedi: “Doğru sözlülük güzeldir. En güzeli ise bir âli­min, bilmediği bir konuda “Benim bu konuda bilgim yok.diyebilme­sidir. Kimin “Ben âlimim.” dediğini duyarsan bil ki o cahildir.”

———————

Dikomis’e “Zenginler neden kendilerini çok değerli görürler ve kibirlenip gurura kapılırlar da âlimlerin böyle yaptıklarını görmeyiz?” diye sordular. Şu cevabı verdi: “Çünkü âlimler Allah’ı tanırlar, onun kendisi­ne karşı övünümeyecek büyüklük yarışına girilmeyecek yüce bir varlık olduğunu bilirler. Zenginler ise bu konuda kendileri için gerekli olanı bilmezler.

———————

Pindar şöyle demiştir: “Çirkin şeylere lafta kızan ama sıra eyleme ge­lince bunların ardından koşan; hem çirkin şeyleri seven, hem de sanki kötü olan şey bunların sadece lafını etmekmiş gibi bunları konuşmak­tan çekinen insanlara şaşıyorum doğrusu. Bu kişileri anlatacak bir söz bulamıyorum. Çünkü buğz ettikleri şeyi seviyorlar ve sevdikleri şeye buğz ediyorlar. Sonra da yaptıkları bu kötülükleri iyilik; yapmadıkları iyilikleri ise kötülük sayıyorlar.”

———————

Akıllı kimse,düşmanının kendisine yakın davranmasına ve tatlı tatlı konuşmasına aldanmaz. Çünkü tavus kuşunun ötüşü güzeldir ama (o kuş) yılanları yer.

———————

Teofrastus, uzun sûre sessiz kalan bir genç görünce ona şöyle dedi: “Ses­sizliğin edebinin az olmasından kaynaklanıyorsa sen edepli birisin. Yok, eğer edepli isen o zaman susarak edepsizlik etmiş oluyorsun.“

———————

Yine şöyle demiştir “Sarhoş, sarhoşluğun çirkinliğini ve pisliğini baş­kasında görmeden bilemediği gibi öfkelenen kişi de öfkenin çirkinliği­ni ancak başkası üzerindeki etkisini gördükten sonra fark eder. Yüzün sarkması, burun deliklerinin sararması ve gözlerin çökmesi hastanın öldüğünün belirtilerinden olduğu gibi öfke hâlinde yüzün değişmesi de aklın öldüğünün belirtisidir.”

———————

Bir bilge şöyle demiştir:“Zulümle birlikte zafer olmaz, açgözlülükle birlikte sağlık olmaz,kibirle birlikte övgü olmaz, hilekârlıkla birlikte arkadaşlık olmaz, edepsizlikle birlikte şeref olmaz, kibirle birlikte sevgi olmaz, cehaletle birlikte adalet olmaz, hasetle birlikte gönül buzum olmaz, intikamla birlikte yücelik olmaz ve danışmayı terk etmekle birlikte doğru olmaz.

———————

Cahille konuşmaktansa susmak daha iyidir; yalnız kalmak kötü insan­larla birlikte olmaktan daha iyidir, hayırlı bir kimse olarak sıkıntılı bir hayat sürmek, kötü biri olarak rahat bir hayat sürmekten daha iyidir, adı sanı bilinmemek, kötü anılmaktan daha iyidir; gizlenmek, hasetçinin gözü önünde olmaktan daha iyidir; fakirlik, cimrinin zenginli­ğinden daha iyidir; günahları az olan sıradan bir kişi, boğazına kadar günaha batmış soylu bir kişiden daha iyidir; zalim sultanın bilmediği kişi, onun nezdinde makam sahibi olan kişiden daha iyidir; çocuksuz olmak, ahmak bir çocuğu olmaktan daha iyidir; zindana atılan kişi, günahkârlarla birlikte serbest bırakılan kişiden daha iyidir; rızıktan yok­sun olan akıllı, rızka boğulmuş olan ahmaktan daha iyidir.

———————

Seni terk edip giden şeyleri talep etme; sana yönelenleri ise terk etme.Çünkü bu, görüş zayıflığından ve akıl eksikliğinden kaynaklanır. İnsanlardan çok büyük bir şey isteme ki seni reddetmesinler. İstediğin zaman  da çok üsteleme ki seni yoksun bırakmasınlar. İffetli ve onurlu ol.

———————

Bir başkası bilgelerden birine bir mektup yazarak hâlinden şikâyetçi oldu. Bilge ona şu cevabı verdi: “Hoşuna gitmeyen pek çok şeye sabret­medikçe sevdiğin pek çok şeyi elde edemezsin. Sevdiğin pek çok şeyden ayrılmaya sabretmediğin sürece hoşuna gitmeyen pek çok şeyden kur­tulamazsın.Esenlikle kal.

———————

O Dünyayı talep eden kişinin talebinin sona ereceği bir nokta yoktur. Çünkü hangi noktaya yükselirse onun da ötesini talep eder.

———————

İlmi ehil olanlara veriniz. Böyle yapmazsanız kendisine bir hediye ve­rildiğinde onu yemeyen, yedirmeyen, bozulunca da kaldırıp atan kişiye benzersiniz.

———————

Ben “Bilmiyorum.” cevabını o kadar çok sevdim ki bildiğini şeyler hakkında bile kullanmayı yeğler oldum.

———————

Saatler bizi bir hâlden başka bir hâle naklederken ve günler ömür defte­rimizin sayfalarını sırasıyla kapatırken günbegün dünyaya ısınan kalbe ve dünyada sonsuz olmayı ümit eden nefse hayret ediyorum. Sürekli varlığı olmayan bir şeye nasıl ısınabiliriz ve uyuduktan sonra belki de Allah’ın huzurunda açılarak cezalandırılacak olan bir göze nasıl uyku girebilir!

———————

Zâhid, ne şükrü helali geçen, ne sabrı haramı geçen, ne bir lokma bir hırka edebiyatı yapan, ne de saçı başı dağınık olan kişidir. Zâhid, nefsinı çirkin arzulara tamah etmekten alıkoyabilen kişidir.

———————

Su dolu tencerenin altında ateş yakıldığında suyun kaynayıp taşması gibi şehvet ateşi de gençliği tutuşturunca genci yoldan çıkarıp bozar. Altında ateş yanan tencerenin içine bir miktar su eklendiğinde fokur­daması geçtiği gibi gençliğe de tatlı öğütler verilmesi ve şehveti artıran maddelerin kesilmesi fayda sağlar.

———————

Bir taşa çarptığında ondan sıçrayıp atana geri dönen bir ok gibi, kötü söz de iyi bir insana yöneltilince ona yapışmaz ve sözün ayıbı sahibine geri döner.

———————

Anne karnındaki bebek oradan çıkmak istemez, çıkıp uykunun hazzını ve havanın rahatlığım alınca da yeni hâlini eski hâline tercih eder. İn­sanlar da böyledir. Dünyada oldukları süre içinde ondan çıkmayı hiç istemezler. Oradan çıkıp âhiret yurduna geçtiklerinde ise oranın üstün­lüğünü anlayacaklardır.

———————

Hastanın iyileşmesi için bir umut varsa doktor onunla ilgilenip ona fay­dası olacak şeyleri tavsiye eder, zararlı şeyleri ise yasaklar. İyileşmesi için bir ümit yoksa doktor ona herhangi bir reçete yazmaz ve arzuladığı her şeyi yapmasına müsade eder. İşte insanın da niyeti düzgünse Allah ona öğüt verir ve onu düzeltir. Yoldan çıkmaya meyilli olması durumunda ise Allah onu kendi hâline bırakır ve boğazına kadar günaha varıncaya dek ona süre tanır, işte o zaman insan baştan başa azaba duçar olur.

———————

Bir konu üzerinde iki kez düşünen kişi pişman olmaz; çünkü ilk düşünce nefsin arzusu,İkincisi ise aklın gereğidir.

———————

Sabrın türlerinden biri de kimden gelirse ve kim çağırırsa çağırsın hakikati kabul etmeye sabretmektir. Çünkü hak, Allah’ın kullarına gönderdiği elçilerden biri olup kimsenin onu reddetme hakkı yoktur. Onu kim terk eder ve reddederse Allah’ı karşısına almış olur.

———————

Göz arzuladığı şeyi bir kere gördü mü,kalp seçim yapma yeteneğini kaybeder.

———————

Kim yaşamak istiyorsa şu dört şeyi güzelce kabullensin: Yaşamasını istemediği kişilerin yaşaması,yaşamasını istediği kişilerin ölmesi,bir ihtiyacı için çaba sarf ettiği halde ihtiyacının giderilmemesi ve zaman içinde kendisinden aşağı olan pek çok kişinin kendisinden daha  yükseğe çıktığını  görmesi.

———————

Kalplerin kusurlardan arındırılması ne kadar değerlidir! Tertemiz bir kalbe sahip olan kişinin ne adil bir aynası vardır! Bu ayna onunla ona ne güzel bir can yoldaşı olur. Ayrıca gerekli olanı arzuladığı zaman gerekli olmayanın külfetini ona yüklemez.

———————

İnsan, çok büyük emek harcamadan nefsini tanıyamaz. Tanıdığında ise bütün hayatı boyunca kendini hayırlı işler yapmaya adar. Dünyada ra­hatlık peşinde koşanlar, -bırakınız nefislerini tanımayı- bedenlerini bile tanıyamamışlardır. Onlar cahillerdendir.

———————

Cahilin cehaletinin emarelerinden biri de az miktardaki dünyalığı bü­yük hilelerle talep etmektir.

———————

İyilik bilmezlerin çokluğu seni iyilik yapmaktan geri bırakmasın; çünkü hayırlı işler, iyilik bilmezlerden müstağni bırakır. Ona ihsânının devam etmesi onunkine benzer bir karşılık vermekten daha iyidir. Bundan do­layı minneti itiraf etmeyi ona karşılık vermeye yeğle. Çünkü bunlardan ilki yücelik, öteki ise aşağılıktır.

———————

Yaptığın bir hatadan zarar görmemiş olmak seni o hatayı tekrar işle­meye sevk etmesin. Çünkü şansın yaver gitse dahi onu işlediğin için kınanmayı hak edersin.

———————

Bir kimse kendisine zarar veren şeylerle meşgul olursa faydasına olan şeyler ona gizli kalır ya da onlardan alıkonur.

———————

Dünyanın kötü tarafı şudur ki,yemediğinde ölürsün, doyduktan sonra birazcık daha yersen tembelleşirsin, çok aşırı yersen hasta olursun, doyacak kadar yemezsen belki aç kalırsın ama sağlıklı olursun. Hiç ayrılmaman gereken yeme alışkanlığı bu olmalıdır.

———————

Dilini doğru söylemeye alıştır ve bu konuda sebat göster ki nefsin bundan razı olsun, doğruluğu kendine vatan edinsin ve böylece sana zarar veren yerde bile doğru söylemeyi, sana çıkar sağlayan yerde yalan söylemeye tercih etsin. Çok yemin etmekten de sakın, çünkü çok yemin  etmek sende bir artışa sebep olmaz, yemin etmemek ise seni eksiltmez. Bunu yaparsan işin yolunda gider, başkalarının gözünde yerin büyük olur, doğru sözlü olduğun için güvenilir biri olursun ve sözün dinlenir. Bu senin için daha güzel, insanların daha memnun olduğu ve âhirette sana daha yararlı olacak bir şeydir.

———————

Bilgeler şöyle demişlerdir: “Kendisinden talep ettiğin işin üstesinden gelecek de olsa dinini dünyası için ifsad eden kişiden yardım istemekten sakın. Çünkü işinin onun elinde nasıl sonuçlanacağını bilemezsin.  Zira kendisine kötülük eden kimsenin başkasına kötülük etmesinden  güvende olunmaz.”

———————

Büyüğüyle, küçüğüyle bütün günahları bir gör ve hepsinden yettiğince kaçınmaya bak. Bütün günahlardan kaçınmak için gayret gösteriyorsan yapacağın az bir hayır da sana yeter.

———————

Nefsi, helak edici hevâ ve hevesinden alıkoymak ve her işin doğrusunu yanlışını araştırmak kadar başka hiçbir şey adalete destek olmamıştır.

———————

Bir kimse boş şeylerle uğraşıyorsa hakikati bildiği iddiasında onu doğrulama. O olsa olsa hakikat hakkında bir şeyler duymuş olabilir.

———————

Cahillerle ve şerli insanlarla yüz göz olmak zararlıdır. Onlarla yüz yüze gelmeye mecbur kalan kimse sabretsin ve huşu içerisinde namaza du­rarak açıktan Allah’ın zikrine sığınsın. Bunu da onlara olan kini veya onlarla iştigalden dolayı kelamı kesmek istediğini onlara hissettirme­den yapsın ama aynı zamanda (onlara karşı) içindeki sorumluluğu da kaybetmesin. Bir yolculuk vesilesiyle bir araya gelmişlerse gözden kay­bolmak için bir çare arasın. Hiçbir çare bulamazsa içinde sakladığı dü­şünceyi ortaya çıkarsın ve Allah için olan ve nefsinin âhiret azıklarından olan hiçbir şeyi yarıda bırakmasın.

———————

Faydalı sözler üç türlüdür: Şerefli, orta ve bayağı. Şerefli ve erdemli söz, Allah’ın zikir ve teşbih edildiği sözlerdir. Orta olanlar iyi ameller hakkında ve âhiretine kalacak olanlardır. Bayağı olanlar ise dünya men­fâatleri hakkındadır. Sen, zaruri olmadıkça bayağı sözlerden uzak dur ki hem sözlerinle, hem de davranışlarınla erdem ve şerefi eksiksiz bir şekilde elde edesin.

———————

Diliyle Allah’ı sevdiğini, O’ndan korktuğunu ve O’na iman ettiğini söyleyen, ama fiilleri, söz ve açıklamalarıyla çelişen kişinin yalancı ve günahkâr olduğu ne kadar açıktır!

———————

Edebe önem veren, ona özen gösterir; özen gösteren, onu öğrenmeye gayret eder; öğrenmeye gayret eden bu uğurda güçlüklerle karşılaşır;bu uğurda güçlüklerle karşılaşan kişi ise onun faydasına nail olur.

———————

‘Bir bilgeye “Ahmaklığın zirvesi nedir?” diye sorulunca “Kötü insanların yaptıklarını yaparak iyi insanların mertebesini istemek, hakikatin tarafında olanlardan nefret etmek ve bâtılın tarafında olanları sevmektir.” diye cevap vermiştir. “Peki, cehaletin emaresi nedir?” diye sorulunca “Zengin olmayı istemek, ulaşamayacağı hedefler koymak (tûl-i emel) ve aşın hırslı olmaktır.” cevabını vermiştir. “Peki, körlüğün emaresi ne­dir?” diye sorulduğunda ise, “Güven vermeyen kimseye meyletmektir.” cevabını vermiştir.

Kaynak:

İbn Fatik -Muhtaru’l-Hikem/Hikmetli Sözler

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı

Yazar: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*