İslam’ın Yeri

İslam milli bir anlayış içinde gözönüne alındığı veya dünya kültürü içinde kavranılmaya çalışıldığı zaman şüphe yok ki hem coğrafi hem de tarihî yer bakımından belli sınırlandırmalara maruz bırakılacaktır. Milli anlayış içinde, bir kavmin “manevi değerleri” bütünü içinde ele alınacak, sözgelimi Türklerin İslam öncesi düşünce ve inanç yapıları karşılaştırılarak bü kavmin yaşayışına bağımlı (yani o kavmin […]

Büyük Selçuklular – Alp Arslan (3. Bölüm)

Alp Arslan (1064-1072) Tuğrul Bey’in çocuğu yoktu. O Alp Arslan’ın üvey kardeşi olup, annesi daha sonra Tuğrul Bey’le evlenmiş olan Çağrı Bey’in oğlu Ebu’l-Kasım Süleyman’ı kendisine veliaht göstermişti. Bu konuda kendisini hatunu ile birlikte veziri Amîdü’l-Mülk Kündürî’nin de etkilemiş olması söz konusu, dur. Fakat Alp Arslan bunu kabul etmeyerek, mücadeleye girişti ve sonuç- ta hem […]

Büyük Selçuklular- Tuğrul Bey (2. Bölüm)

Tuğrul Bey (1040-1063) Tuğrul Bey döneminde Selçuklu sınırlarının büyük bir hızla genişle­tilmesine devam edildi. Değişik Selçuklu kumandanları eliyle 1040’da Herat, 1041 ’de Sistan, 1051’den itibaren Kirman, Umman fethedilerek ül­keye katıldı. Bu sırada aile fertleri arasında bazı mücadelelerin varlığına da temas etmek gerekir. İbrahim Ymal, Resul Tekin ve Kutalmış’ın isyan­ları gibi. Bu vesileyle Hârizm’in ele geçirilişini […]

Büyük Selçuklular 1040-1157 (1. Bölüm)

BÜYÜK SELÇUKLULAR (1040-1157) Selçuklu İmparatorluğu, Türklerin kurmuş olduğu yüze yakın siyasî teşekkül arasında yer alan dört büyük imparatorluk (Hun, Göktürk, Sel­çuklu, Osmanlı)’dan üçüncüsüdür. Aynı zamanda da ilk ikisinin, Müslü­man Türkler tarafından kurulmadığı düşünülürse, Türklerin İslâmiyet’i ka­bullerinden sonra kurdukları iki büyük imparatorluktan birincisini oluştur­duğu ortaya çıkar. Selçuklu İmparatorluğu’nun temelleri Horasan’da yani tamamıyla İs­lâmlaşmış bir muhitte atılmıştır. […]

Sahih Bir Gelecek İçin Sahih Bir Geçmiş Tasavvuru Şart mıdır ?

Unlü Osınanlı düşünürü Müııeccimbaşı Ahmed Dede (ö. 1702}, mensup olduğu İslâm-Osmanlı felsefe-bilim geleneğini takip ederek insanın doğduğunda insan-olma durumundan kaynaklanan yetileri dışında hiçbir bilgiye sahip olmadığını; başka bir deyişle, insanın ilk fıtrat anında boş olduğunu söyler. Devamında da duyular aracılığıyla dış-diinyayh kurutan ilişkiler sonucunda harekece geçen yetilerin duyu-verilerini muhtelif yöntemlerle işlemeleriyle ortaya tümel bilginin çıktığını […]

Akıl Kayıp, Vicdan Metruk, Gönül Mahzun

Konya… Oğuzlar’ın ilk hakikî sükûnete kavuştuğu şehir. Bursa’ya varan menzil, İstanbul’a akan ırmak. Davud-i Kayserî’nin su içtiği pınar, Molla Fenarî’nin feyz aldığı kaynak, Şeyh Galip’in mirî malı, Dede Efendi’nin nağmelerini devşirdiği hayali. Uluğ Keykubad’ın karargâhı; akıl ve adaletin nizam-ı âleme dönüştüğü, bilgi ve eylemin buluştuğu ilk yer [—idi]. Oğuzlar ‘bağdaş kurup’ Konya’yı kurdular; çünkü “şehir […]

Milleti Millet Kılan Hüznüdür

İnsanoğlunun kullandığı hemen hemen her nesne, örnek olarak bir araba, tarihî bir geçmişe sahiptir. Bir arabayı oluşruran tekerlek, cam ve diğer unsurlar hem maddî hem de kavramsal olarak insanlık tarihinin bütünlüğüne işaret ederler. Öyle ki, arabayı mümkün kılan her bir unsurun tarihi tespit edilip dışarıda bırakılsa ne maddî ne de kavramsal olarak araba varlığa gelebilir; […]