Amerika’yı Kristof Kolomb’dan Önce Müslümanlar Keşfetti !

Sefer Turan: Bir de, ”Amerika’nın keşfı Kristof Kolomb’dan önce Müslümanlar tarafından gerçekleştirildi” diyorsunuz, yoksa bu da
mı gazetecilerin sözü?

Fuad Sezgin: Hayır … Evet onu söylüyorum. Müslümanların bir haritasını da buldum. Çok mühim bir harita … Bu hususta internette Almanca ve İngilizce olarak görüşlerimi ihtiva eden 30’ar sayfalık bir yazı var. Onu kitabın ı3. cildine de soktum. Bunun Türkçe özeti de hazır. Bu, geçen sene, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde verdiğim bir konferanstan ibarettir. Bir de Arapçası vardır. Bütün delilleri orada vermeye çalışıyorum, haritalar veriyorum. Ayrıca Kahire Üniversitesi’nde verdiğim bir konferans daha var bu hususta … Evet, esasında Amerika’ya gitme meselesine Müslümanlar 1o. yüzyılda başladılar. Bu hususta tarihi kayıtlar var. Bunlar döndüler,bazen dönemediler. O hususta da birçok kayıt var. O mühim değil esasında. İnsanlar yüzlerce defa Amerika’ya tesadüfen gittiler. Bakın Müslümanlar yalnızca şu hedefle gidiyorlardı: Büyük Okyanus’un öte tarafına ulaşmak. Atlas Okyanusu’nu bilmiyorlardı. Bu gayretle birçok çıkış yaptılar, dönmediler. Mühim olan Amerika haritasının bir kısmını ilk olarak yapmaktır, yapmış olmaktır. Bunu ilk yapan insanlar ı5. yüzyılda Müslümanlar oldu. Ona yüzde yüz inanıyorum. Onu ispat etmeye çalışıyorum o yazımda. Kristof Kolomb Müslümanların yapmış olduğu haritaya dayanarak ki, onun tarih çesi de bir haritayla yola çıktığını yazıyor.

Müslümanlar Neden Geriledi?

Turan: Ne oldu da Müslümanlar birden bire böyle geriledi?Yani İslam dünyasına ne oldu da bilimlerle birden bağımızı kopardık?

Sezgin: Evet, o hakikaten çok zor, çok karışık bir mesele. Bu, ı-1.5 saati alacak bir mesele. Zira ı 956 yılında Fransa’da, bir de Frankfurt’ta iki kongreye büyük oryantalistler konu yaptılar fakat cevabını veremediler. Herkes bir tarafın ihmaline, bir tarafın yanlış anlamasına filan bağlamaya çalışıyor. Fakat onların aralarında-ki tenakuzlar bu işin gerçeğinin henüz bilinmediğini gösteriyor. Ben o iki kongre metinlerini okuduktan sonra mütemadiyen bu problemle meşgul oldum. Katalogun 1. cildinin 3. faslında bunu yazdım. Bu bir tarihi meseledir. Yani medeniyetler ebedi olarak yaşamıyorlar. Bir takım tarihi hadiseler geliyor, öncekilere son veriyorlar. Yunanlılar vardı, Yunanlıların yerine Bizanslılar onların bilgilerini taşıyorlardı. 9. yüzyılda mesela Bizanslılar Yunanca’yı çok iyi bildikleri halde eski Yunanlardan kalmış olan kitaplardan neticeler çıkaramıyorlardı. Müslümanlar geliyorlar ve üstelik çok iptidai şartlardan geliyorlar. Yani Arabistan’dan, İran’dan, Türkistan’dan geliyorlar. Fakat yeni bir hızla, yeni bir kuvvetle yeni bir inançla geliyorlar.

Yunancayı bilmedikleri halde halifeleri, İstanbul’dan ve başka yerlerden Yunanca kitapları taşıyor, Bağdat’ta tercüme ettiriyor ve bu şekilde tercümelere dayanarak Müslümanlar Bizanslılardan daha çok neticeye varıyorlar ve onları geçiyorlar. Öbür taraftan Bi- zanslılar hayali şeyler içerisinde uyuyorlar. Uyuyorlar kelimesiyle şunu kastediyorum: 10. yüzyıldan itibaren Bizanslılar Müslümanlardan bilimleri alıyorlar, tercüme ediyorlar Yunanca’ ya … Ancak ne diyorlar biliyor musunuz? Müslümanların yeni şeyler keşfettiklerinin farkında bile olmadan, umursamadan: “Bunlar hala bizim, Yunanlıların bilimleri”. Böyle bir rüya içersinde ta 13., 14. asra kadar geliyorlar ve 1453’te İstanbul’u kaybediyorlar. Bunlar tarihi şartlar. Şimdi bunları saymayacağım ama şu kadarını söyleyeyim; bizde umumiyerle İslam’ ı din olarak bu geri kalmadan mesul tutarlar. Bunun tamamıyla tarihi bir hakikat olmadığını söylemeyi bir vazife telakki ediyorum. Buna inanıyorum.

Turan: Bunun altını çizmek gerekiyor.

Sezgin: Evet, onu 1. ciltte de izah etmeye çalışıyorum; mese-la bir büyük Yahudi Arabist var: Franz Rosenthal. 3 sene önce
öldü, benim de dostumdu, 1980 yılında yazdığı kitapta diyor ki: “Eğer İslam dini, bilimi sadece bilim olarak, bilim aşkı olarak himaye etmemiş olsaydı ve sadece onun faydacı tarafı bakımından bilimleri tutmuş olsaydı bilimler bu kadar süratli ve bu kadar geniş
şekilde gerçekleşmezdi. 1. cildin belki 6, 7 ve 8. sayfasında Franz Rosenthal’in çok daha güzel bir şekilde ifade etmiş olduğu fikrini
görebilirsiniz.

Turan: Yani din kesinlikle bilimin önünde engel değil.

Sezgin: Hayır! Biz geriliğimizin sebebini yanlış olarak dine bağlarsak da, ben dini himaye etmiyorum, ben tarihi bir hakikati müdafaa ediyorum. Aksi takdirde biz kendimizi tamamıyla kafa- mızı kuma sokmuş bir devekuşu haline getirmiş oluruz.

Turan: Türkiye’ye gelişinizin, İstanbul’da bulunuşunuzun nedeni, İstanbul’da çok önemli bir müzenin açılıyor olması: İslam Bilimler Tarihi Müzesi. Frankfurt’taki müzenin benzeri olacak.

Sezgin: Evet, belki daha da geçecek bile …

Fuad SezginBilim Tarihi Sohbetleri,syf.26,29

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir