Âlemde Mutlak Tasarruf Sahibi Allah’tır

Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu,O’ndan başka giderecek hiçbir kimse yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse. O’nun fazlını geri çevirecek hiç bir kuvvet de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok affeden ve çok merhamet edendir” (Yunus. 107).

Bu âyetle ilgili birkaç mesele vardır:

Âlemde Mutlak Tasarruf Sahibi Allah’tır

Bil ki Allah Teâlâ, bu sûrenin sonunda, bütün mümkin varlıkların kendisine varıp dayandığını ve bütün kâinatın kendisine muhtaç olduğunu; akılların kendisine hayran kaldığını, rahmet, cömertlik ve varlığın kendisinden feyezan ettiğini beyân buyurmuştur. Bil ki bir şey, ya zararlı, ya faydalı yahut da ne zararlı ne faydalı olur. Bu iki kısım, hayır isminde müşterektirler.

Zarar, vücudî (var oluşla ilgili) bir durum olunca, pek yerinde olarak Cenâb-ı Hak bu hususta, “eğer Allah sana bir zarar dokundurursa (…)” buyurmuştur. Ama hayır, bazan vücudî, bazan da ademî olunca, tam yerinde olarak Cenâb-ı Hak bu hususta “dokundurma” fiilini zikretmemiş, aksine, “Eğer sana bir hayır da dilerse… ” buyurmuştur. Ayet, zarar ve hayrın, Allah Teâla’nın kaza ve kaderi ile meydana geldiğine delâlet etmektedir ki, bu hususa küfür-iman, İtâat-isyân, sevinç-âfet, hayır-elemler; lezzetler, rahatlar ve yaralanmalar dahil olur. Böylece Cenâb-ı Hak şunu beyân etmiştir: “O, bir kimseye şer dilemişse, ondan, o şerri, zatından başkasının gidermesi mümkün değildir. Eğer bir kimseye de hayrı hükmetmişse.O’nun lütfunu da hiç kimse geri çeviremez.” 401[401]

Ayetteki Bazı İncelikler

Ayetteki bir başka incelik de şudur: Allah Teâlâ hayır tarafını şu üç bakımdan, şer tarafına tercih etmiştir:

a) Allah Teâlâ, zarar dokundurmadan bahsedince, onu kendisinden başka giderecek kimsenin bulunmayacağını da beyân etmiştir ki, bu, O’nun zararları gidereceğine delâlet eder. Çünkü, olumsuzluktan yapılan istisna, isbât ifâde eder. O, hayrı zikrederken de, “ben onu defederim” dememiş, aksine “Kimse onu geri çeviremez” demiştir ki, bu da hayrın zâtı gereği matlub, şerrin de arızî olarak matlub olduğuna delâlet eder. Nitekim Cenâb-ı Hak, bir hadis-i kudsîsinde, “Rahmetim, gazabımı geçmiştir” demiştir.

b)Cenâb-ı Hak, hayrın sıfatı hakkında, “O. bunu kullarından dilediğine ulaştırır..” buyurmuştur ki bu da, hayır ve rahmet tarafının daha üstün ve baskın olduğunu gösterir.

c) Allah Teâlâ, O. çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir” buyurmuştur. Bu da, rahmet tarafının kuvvetli olduğuna delâlet eder.

Bu ayette ilgili sözün neticesi şudur:Cenab-ı Allah yaratma.icad etme, var etme ve eşsiz bir biçimde yaratma hususlarında tek olduğunu, kendisinin dışında mûcid bulunmadığını ve kendisinden başka mabûd olmadığını beyân etmiş, sonra da hayrın bizzat; şerrin de arızî olarak irade edildiğine dikkat çekmiştir ki, bu konunun muhtevasında derin sırlar bulunmaktadır.

İşte, bizim bu ayet hakkında söyleyeceğimiz bundan ibarettir

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 12/488

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*